27 Kasım 2012 Salı

Hadi biri çıksın da bana şu konuda yardım etsin; Kur'an'da Hem "zina" ve hem de "fuhuş" kelimeleri geçiyor. Dikkatle bakınca ikisine verilen cezalar da farklı. yani fuhuş ile zina birbirinden farklı. peki fuhuş ne zina ne..? CEVAPLARI BEKLİYORUM... mozcan2001@hotmail.com

19 Temmuz 2010 Pazartesi

SORU SORABİLİR MİSİNİZ..? CEVAP VEREBİLİR MİSİNİZ..? HEM DE KIZMADAN...

KUR’AN’DAN ÖĞÜT…
Yapamayacağın sözü verme. söz vermişsen sözünde dur ..! (SAF/61)

 

FATİHA

Esirgeyip yarlığayan Tanrı adına,
1.Halkların sahibi, öğen, yücelten, 2.Esirgeyen, yarlığayan, 3.Hesap gününün sahibi, 4.Yönelişimiz aslında sana, umudumuz da sadece sensin,5.Bizi aydınlık yoldan, 6.bağışladıklarının yolundan yürüt, 7.Şaşmayanların yolundan. (Simav'lı Merhum Şerafettin Durmuş’un çevirisi)

AYET:
Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur'an, uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden, HER ŞEYİ AYRI AYRI AÇIKLAYAN ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. (Yusuf/111)
DİKKAT..!
Bu ayeti dikkate alarak soru sorunuz…

"Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın. Eğer onları Kur'ân indirilirken sorarsanız size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandır". MAİDE 5/101


DİNDE HELAL VE HARAM KAVRAMI
Bir dinde haram ve helaller farklı farklı olamaz.
Aynı dinde helal ve haram farkı varsa, ayrı dinler oluşmuş anlamına gelir.
Çünkü bir dinde helal ve haram nass (muhkem ayet) ile belirlenir.
Şa’ri, (hüküm koyucu), yalnız ve sadece Allah’tır.
Peygamberimiz ise asla Tanrılığa soyunmayıp Allah’ın hükümlerini Kur’an vasıtasıyla bildirir ve Kur’an indirilirken anlaşılmayan husus sorulduğunda bunu açıklardı.
Peygamberimizin Kur’an’a rağmen hüküm koyduğuna (başka helal ve haramlar yapmasına) ihtimal dahi yoktur.
Hatta Kur’an’ın haram dediğini helal, helal dediğini de haram kılma yetkisi olduğunu söyleyenler bile vardır.

HIRSIZIN ELİNİN KESİLMESİ
Maide 5/38, "Erkek ve kadın hırsızın yaptıklarına karşılık ve Allahtan bir ceza olmak üzere ellerini kesin. Allah Aziz ve Hakim dir."
Yukarıdaki ayeti, bu konu ile ilgili diğer ayetleri okumadan okuduğumuzda, hırsızın elinin bileğinden
kesilerek koparılması anlaşılır. Bu konu da atalarımız tarafından önyargılı olarak kabul görmüştür. Belki de bu kabul hırsızlara duyulan nefretten kaynaklandı.
Bu konunun daha iyi anlaşılıp ortaya konması için önce diğer ayetlerde "kesmek" kelimesi nasıl kullanılmış onu inceleyelim.
Yusuf 12/31 de (Yusuf'tan yararlanmak istediği için diğer kadınlar tarafından ayıplanan Vezir'in karısı ) ".......çık karşılarına dedi. Kadınlar onu (Yusuf'u) görünce kendisini yüce bir varlık olarak düşünüp şaşkınlıktan ellerini kestiler. ve "Allah'ı tenzih ederiz bu bir insan değil ancak bir melektir" dediler." buyurulur.
Bu ayette -kestiler- kelimesinde güçlendirme kipi bulunduğundan ağır bir şekilde kestiler, parçaladılar anlamı çıkmaktadır. Herkes bilir ki insan meyve soyar ve dilimlerken ne kadar sert meyve olsa da parmaklarını ve elini keserek kopartamaz. Hâlbuki hırsızın elini kesin diyen ayet normal bir kesmekten bahsetmektedir. Görülüyor ki hırsızın eli kesilecek bile olsa kesip koparmaktan bahsedilemez.
Ayrıca Türkçe de olduğu gibi Arapçada da "elini kesmek" bir deyim olarak kullanılmaktadır. Uzak tutmak, önlemek, gelmesine engel olmak manalarına gelmektedir. Neden bu anlamlar değil de kesilip koparmak düşünülür?
(Mesela “Bu adamın ayağını buradan kesin” dendiğinde buraya gelmesini engelleyin anlaşılır.)
Yukarıdaki ayette bahsedilen anlam en son çare olarak düşünülmeli değil mi? Hırsızlık sebebi bulunmalı ve çözüm aranarak ona yardım edilmelidir. Aç ise doyurulmalı, ailesine yardım edilmeli, hastalık ise (kleptomani) tedavi edilmelidir. Eğer inatla sebepsiz olarak devam ederse eli kesilerek (koparmadan sadece canı yanacak şekilde) halkın bu kişiyi tanıması sağlanmalı veya bölge yasasına göre tecrit edilerek halka zarar verilmesi önlenmelidir.
Anladığımız bu. Allah yanılmaktan korusun bizleri.

KUR'AN'I ANLAYAMAZ MIYIZ? KUR'AN ANLAŞILAMAZ MI?
"Andolsun,sana apaçık ayetler indirdik........................" BAKARA 2/99
"..............Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere ayetleri açıkladık. " BAKARA 2/118
"..............Allah insanlara ayetlerini böyle açıklar ki, korunup sakınsınlar."BAKARA 2/187
"..............Allah size ayetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz." BAKARA 2/219
".............İnsanlara ayetlerini böyle açıklıyor ki, öğüt alsınlar." BAKARA 2/221
"Düşünesiniz diye Allah size ayetlerini böyle açıklıyor." BAKARA 2/242
"........Allah düşünesiniz diye size ayetleri böyle açıklıyor." BAKARA 2/266
"...........Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki yola gelesiniz." AL-İ İMRAN 3/103
"Kendilerine açık deliller geldikten sonra ayrılığa düşüp ihtilaf edenler gibi olmayın....."AL-İ İMRAN 3/105
"..........Düşünmeniz için size ayetleri açıkladık........." AL-İ İMRAN 3/118
"Bu; insanlara bir açıklama, korunanlara kılavuz ve öğüttür." AL-İ İMRAN 3/138
"..........ve size apaçık bir nur indirdik." NİSA 4/174
"..........Allah size ayetlerini böyle açıklar ki, şükredesiniz." MAIDE 5/89
"...........Biz kitap ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık..............." EN'AM 6/38
"..........Bak nasıl ayetleri döndürüp,türlü türlü açıklıyoruz........." EN'AM 6/46
"Suçluların yolu belli olsun diye ayetleri tekrar tekrar açıklıyoruz." EN'AM 6/55
"Böylece ayetleri türlü türlü açıklıyoruz ki;............." EN'AM 6/105
"Allah size kitabı tafsilatlı olarak indiren O dur............." EN'AM 6/114
"........Biz öğüt alanlar için ayetleri geniş geniş açıkladık." EN'AM 6/126
"........İşte biz bilen toplum için ayetleri böyle açıklıyoruz." A'RAF 7/32
"Gerçekten onlara,bilgiye göre açıkladığımız............." A'RAF 7/52
"........İşte biz şükreden bir toplum için ayetleri böyle döne döne açıklarız." A'RAF 7/58
"........Bilen bir kavim için ayetleri açıklamaktadır." YUNUS 10/5
"Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, .............." YUNUS 10/15
"........ayetleri sağlamlaştırılmış,sonra da güzelce açıklanmıştır." HUD 11/1
"........her şeyin açıklanması, inananlar için bir kılavuz ve rahmettir." YUSUF 12/111
"........sana bu kitabı,her şeyi açıklayan, kılavuz,rahmet,ve müjde olarak indirdik." NAHL 16/89
"........biz herşeyi açık açık anlattık." ISRA 17/12
"Düşünsünler diye biz Kur'an da türlü türlü meseleler açıkladık......" ISRA 17/41
"Andolsun biz Kur'an’da her örnekten,insanlara çeşitli açıklamalarda bulunduk...." ISRA 17/89
"Biz Kur'an ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık ki........." MERYEM 19/97
".........belki öğüt alırlar diye tehditleri tekrar tekrar açıkladık......." TAHA 20/113
"Ve işte biz Kur'an’ı böyle açık açık ayetler olarak indirdik......" HACC 22-6
"Ve Allah size ayetlerini açıklıyor.Allah çok iyi bilir,hüküm sahibidir." NUR 24/18
"........Düşünüp öğüt almanız için açık açık ayetler indirdik." NUR 24-34
".........Allah size ayetleri böyle açıklar.Allah bilendir,hikmet sahibidir." NUR 24-58
"........işte Allah size ayetlerini böyle açıklıyor.Allah bilen dir Hikmet sahibidir." NUR 24-59
".........Allah ayetleri böyle açıklıyor ki düşünüp anlayasınız." NUR 24-61
".........biz aklını kullanan bir toplum için ayetleri böyle açıklıyoruz." RUM 30-28
".........Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz Apaçık Kitapta dır." SEBE 34/3
".........O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'an dır." YASİN 36-69
"De ki; ben,Rabbimden bana açık deliller gelince..............." MÜ'MİN 40-66
"Bilen bir toplum için açıklanmış, Arapça okunan bir kitaptır." FUSSİLET 41/3
"Apaçık Kitab'a andolsun ki,............." ZUHRUF 43/2
"Biz Kur'an ı senin dilinle kolaylaştırdık." DUHAN 44/58
"Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman........." AHKAF 46/7
"Andolsun biz Kitabı öğüt alınması için kolaylaştırdık..........KAMER 54-17
"Andolsun biz Kitabı öğüt alınması için kolaylaştırdık..........KAMER 54-22
"Andolsun biz Kitabı öğüt alınması için kolaylaştırdık..........KAMER 54-32
"Andolsun biz Kitabı öğüt alınması için kolaylaştırdık..........KAMER 54-40
"Sizi karanlıktan,aydınlığa çıkarmak için kuluna açık açık ayetler indiren O dur....." HADİD 57-9
"...........Belki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri açıkladık." HADİD 57-17
"Size Allah'ın açık açık ayetlerini okuyan bir elçi gönderdi ki......" TALAK 65-11
"Sonra O nu açıklamak bize düşer." KIYAMET 75/19

Yukarıya aldığım bunca ayetten sonra hâlâ "Kur'an anlaşılmaz" diye iddia edenlere "Madem ayetlere inanmıyorsunuz, siz neye inanıyorsunuz, sizin dininiz ne?" diye sorarım.

BAZI HADİSLER
Esasen bu hadisleri burada teşhir etmemin amacı “korunmamış hadisleri” korunmuş Kur’an’a” eş koşanları uyarmaktır. Varlığı iddia edilen hadislerin sayısı 4 milyon civarında olup peygamberimizin her gününe 475 tane düşer...
Nitekim hadislerin bazıları gerçekten peygamberimiz tarafından söylenmiş olabilir. Bununla birlikte “İnsanların kalplerini İslam’a ısındırabilmek için hadis uydurduk” diyen birçok râvîyi de görmezden gelemeyiz.
Veda Hutbesi gibi binlerce sahabenin şahit olduğu bir hadis bile bize üç ayrı şekilde geldiğine göre varın diğerlerinin kaynağını siz düşünün.
Sonuç olarak aşağıda verdiğim hadislerin doğruluğunu Kur’an ile test eder misiniz?
“Cennetlik bir adama 4 bin bakire, 8 bin dul ve 100 huri verilecek” (Sadeleştirip çeviren Lütfi Doğan. Eski diy.iş.bşk. Ramuz el Ehadis)
Soruyorum: 8 bin dul dünyadaki dullar mı? Peki, bunların dünyadaki kocaları nerde? 2. Yok eğer cennette dul oldular ise bunlara kim tecavüz etti?
“Peygamber, Medine de bir Yahudi tarafından büyülendi. Günlerce ne yaptığını bilmez durumda ortalıkta dolaştı.” BUHARİ 59-11, 76-47 HANBEL 6-57, 4-367
“Peygambere büyü yapılmıştı.” (Buhari- Es’sahih bed’ül halk 11, Tıb 47-49 Tecrid hadis no 1352)
Soruyorum: Eğer büyü konusu doğruysa, Peygamberimiz neden “Düğümlere üfüren büyücülerin şerrinden Allah’a sığınırım. de.” (Felak/4) ayetinini okuyup Allah’a sığınmıyordu?
“Muhammed öldüğü zaman Kur’an’ı bütünüyle ezberlemiş olan 4 kişi vardı.” BUHARİ ES’SAHİH KİTAB-U MENAKİBÜL ENSAR 17 sf.229
“Uğursuzluk üç şeydedir. At,ev,kadın”. BUHARİ 76 - 53

“Peygamber,savaşta kadınların ve çocukların öldürülmesinin bir sakıncasının olmadığını söyledi”. BUHARİ Cihad/146,E.Davud 113
“Liderler mutlaka kureyş kabilesinden seçilmelidir”. BUHARİ 3-129,183 4-121 86-31
“Bütün kara köpekleri öldürünüz.Çünkü onlar şeytan dır”. HANBEL 4-85, 5-54
“Karga fasıktır”. BUHARİ 59-16, HANBEL 2-52
“Allah,Ahirette peygamberlere kimliğini ispatlamak için bacağını açıp baldırını gösterir”. BUHARİ 97-24, 10-129 68.sure(Kalem) tefsiri.
“Peygamber, nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar Zeynep'le yatardı”. BUHARİ Hibe-8
“Peygamberin izni ile ihramdan çıktık, Mina'daki kadınlarımıza yöneldik. Zekerlerimizden meni damlıyordu”. BUHARİ Hac-81,MÜSLİM Hacc-141
“Bir köle, efendisinin izni olmadan evlenirse, zina etmiş olur”. Sf.325
“Çarşıda bir şey yemek, aşağılıktır”. Sf.326
“Hacamat yapanın da yaptıranın da orucu bozulur”. Sf.49
“Namazda parmakları oynatmak, şeytanı korkutur”. Sf.34
“Erkekten, karısını ne sebeple dövdüğünü sorma”. Sf.97
MEVZULARINA GÖRE HADİS HAZİNELERİ (Ö.faruk ERGİN)

KUR'AN ABDESTSİZ OLARAK OKUNABİLİR Mİ?
***Okunabilir...
İddia sahibi, delilini de getirmektir.
Madem ki Kur'an, abdestsiz olana Kur'an okumayı yasaklamıyor, öyleyse okunmasında bir beis (sakınca) yoktur.
Bazıları "Kur'an'ı temiz olanlar okur" ayetine dayanarak abdestsiz okunamayacağını söylerken abdestsiz olanların "pis" olduğunu ima ederler ki bu Müslümanlar hakkında, Kur'an ile zıttır.
Abdest sadece namazın hazırlığıdır ve kendi başına bir ibadet değildir.

KUR'AN, HADİSLER HAKKINDA NE DİYOR?
Kur'an peygamber düşmanlarının yalanlar uydurup bunları peygambere yakıştıracaklarını haber vermekte ve bu yalancılara cevap vermektedir. (En'am 6 / 112,113,114,115,116)
Kur'an bu yalanları "hadis" olarak nitelendirmektedir.
"...........Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi hadis e inanacaklar? ( Casiye 45/6)
"...........Bu Kur'an uydurulmuş bir Hadis değildir.Ancak öncekşlerin,doğrulanması,her şeyin açıklanması,inananlar için bir kılavuz ve rahmettir." (Yusuf 12/ 111)
"Eğer doğru sözlüler ise o'na benzer bir hadis getirsinler." ( Tur 52 / 34 )
Bu sözlere "aqval=sözler, ahbar=haberler, hikam=hikmetler" yahut başka bir kelime kullanmamıştır. Bu, Allah'ın gerçekleşmesi kaçınılmaz öngörüsüdür. Hadis uydurucuları ister istemez uydurdukları bu kur'an ve din dışı sözlere "hadis" adını vermişlerdir.

KURAN'DAN UZAKLAŞIP ATALARININ DİNİNE İNANANLARIN DÜŞTÜKLERİ DURUMLAR.
1.Kur'an eksiktir derler, eksik gördükleri konuları hadis ve sünnet ile tamamlarlar.(!) 6/38
2.Kur'an'ın bir kısmına inanmazlar. İnanmadıkları yerleri söz ile değiştirerek ona uyarlar. 2/85
3.Yalnızca " Allah" dendiğinde kılları kıpırdamaz fakat Allah’tan başka inandıkları kişi veya şeylerin adları anıldığında heyecanlanırlar. (Müşrikler Allah adı anıldığında farkına bile varmazken peygamberimiz den bahsedildiğinde “Sallallahu Teala aleyhi Ve selem” diye bağırarak yerlerinden fırlarlar ve ellerini göğüslerine vururlar. Tarikat erbabı ise aynı durumda şeyhlerinin adını duyduklarında bir taraflarını yırtacak şekilde bağırırlar.)

HARAM OLAN "FAİZ" MİDİR YOKSA "RİBA" MI?

FAİZ NEDİR, RİBA NEDİR?
           Kuran'ın yasakladığı faiz, daha doğrusu tefecilik, iş yapma ve geliştirme amacıyla serbest piyasada alınan borçlar konusunda olmayıp zaruri ihtiyaçlara harcanmak amacıyla bireyler tarafından alınan borçlarla ilişkilidir. Zaten Kur’an’daki adı da faiz değil “riba” dır. Haram olan riba’dır ve “kat kat alınması” söz konusu olup borç alanı bitirmeye yöneliktir.
          Piyasa’da eskisi gibi altın ve gümüş kullanılmadığından ve ülkeler arası “kıymet birimi” gerektiğinden dolayı da paranın değeri sık sık değişebilir. Serbest piyasa ekonomisi paranın değerini belirler. Bireylerin zaruri ihtiyaçlarını sömürenler, tefeciliği ticaret diye savunur.

İsterseniz elinize bir kur'an-ı kerim alın ve bakın.

Kur'an'ın hiç bir yerinde "faiz" kelimesi yok.

Devam ediyorum...

"Faiz" kelimesi Arapçadır. "Riba" kelimesi de Arapçadır.

Atalarımız (geçmiş alimler) hep "faiz haramdır" dediler.

Dedik ya, hâlbuki Kur'an'da "faiz" kelimesi geçmez.

Peki Allah bu iki kelimeyi de bildiğine ve hep "riba" kelimesini kullandığına göre, bu âlimler Allah'ın kullandığı "riba" kelimesini neden beğenmediler de "faiz" kelimesi kullanıyorlar?

Diyanet'in mealine bakın. Çevirilerde "riba" kelimesi geçmez.

Süleyman Ateş ve Yaşar Nuri Öztürk meallerinde ise "faiz" kelimesi geçmez.


LAİKLİK İSLAMA TERS Mİ?
Kuran, dinde zorlamayı reddederek (2:256) laik sistem öngörür (5:43-48). Nitekim Kuran’dan başka bir kaynak kabul etmeyen Hz. Muhammed’in (6:114) kurucu lideri olduğu Medine Site devleti, farklı dinleri ve yasaları izleyen gruplara özerk bölgeler vererek federal laik bir düzenin örneğini oluşturur. Kuran'ı anayasa olarak kabul eden Müslümanlar ile diğer yasaları izleyenler arasındaki ilişkiler aralarında imzalanan ortak bir yasaya göre belirleniyordu. Müslümanlar ile diğer gruplar arasındaki karşılıklı sorumluluk ve yükümlülükleri belirleyen bu yasa tarihte "Medine Anayasası" olarak bilinir.

ALKOLLÜ İÇKİLERİN HÜKMÜ NEDİR?
Kuran, alkollü içkilerin bazı yararları olmasına rağmen zararlarının daha büyük olduğunu bildirerek onları "Şeytan İşi" diyerek yasaklar (2:219; 5:90-91). Hayati bir tehlike karşısında ölçüyü aşmamak şartıyla yasakların çiğnenmesine izin verilmiştir (2:173; 6:145). Alkollü içki kullanımında miktar konusunda farklı düşünen müçtehitler de olmuş ve sarhoş etmeyen miktarın (ki ayette 'sarhoş ediciler' şeklindedir) haram olmadığını söyleyenler vardır. Ancak alkollü içkilere düşkün toplumların ekonomik, sosyal, ailevi ve psikolojik yönden ödediği bedel çok büyüktür. Kuran, alkollü içkilerin devlet tarafından yasaklanmasını veya onları kullananların cezalandırılmasını öngörmez. Bireysel suçlara karşı sadece öğüt ve güzel davranış ile karşılık vermemizi emreder. Kamuya açık yerlerde, araba sürerken, fabrikada çalışırken alkollü içki kullanılması başkalarının güvenliğini ve sağlığını riske soktuğu için toplumun kararıyla bölgelere göre, mesleklere göre veya bulunulan ortama göre yasaklanabilir.

ŞEFAAT NEDİR?
          Yardım etmek, iltimas geçmek, torpil yapmak, kayırmak, aracılık manalarına gelen şefaat kelimesi İslam literatüründe Peygamberlerin, şehitlerin,Alimlerin, Evliyanın günahkar Müslümanlar için Allaha müracaat ederek affettirmesi olarak geçer.
          Peki, bu anlayış ne derece doğrudur? Kur’anda şefaat kelimelerinin geçtiği ayetler incelendiğinde bu ayetlerin ikiye ayrıldığı görülür. Bir grup ayette sanki şefaat var gibi anlaşılabilecek ifadeler vardır. Diğer grupta ise asla ve kesinlikle şefaatin olmadığını bildirir. Acaba birinci grup Rabbimizin fitne (ayrıştırıcı) ayetlerinden mi? Bize göre EVET.
Allaha, yalnız Allaha inanan gerçekten Müslüman olanları ortaya çıkaran ayetlerdendir.
Yani kalbinde maraz olanlar bu ayetlerin tuzağına düşecek ve Müslüman açığa çıkacak.
BİRİNCİ GRUBA (şefaat varmış gibi anlaşılabilecek ayetlere) ÖRNEKLER:
“................O’nun izni olmadan kendisinin katında kim şefaat edebilir.....”Bakara 2/255
“Yalnız Rahman’ın huzurunda söz almış olanlardan başkaları şefaat edemezler.” Meryem 19/87
“ O gün Rahman’ın izin verip, sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefaati fayda vermez.”Taha 20/109
İKİNCİ GRUBA (kesinlikle şefaat olmadığını açıkça anlatan ayetlere) ÖRNEKLER:
“Ve şu günden sakının ki; kimse kimsenin cezasını çekmez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye şefaat fayda vermez, bir taraftan yardim da görmezler."BAKARA 2/123
"Ey inananlar, ne alışverişin ve ne de şefaatin olmadığı gün gelmezden önce, size verdiğimiz rızktan harcayın. Kafirler, zalimlerin ta kendileridirler. BAKARA 2 - 254
“De ki; bütün şefaat Allahın kudretindedir. Göklerin ve yerin mülkiyeti O’nun dur. Sonra O’na döndürüleceksiniz.”ZÜMER 39/44
“ O gün dost, dostundan bir şey savamaz ve onlara yardım da edilmez.”DUHAN 44/41
“Kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür. O gün emir yalnız Allah’a aittir.”İNFİTAR 82/19
Birinci guruptaki ayetlere örnek olarak şöyle diyebiliriz. Bir okulun idarecisi kürsüye çıkıp “Çocuklar kırmızı ceket giymeye sadece ben izin verebilirim.” diyor. İkinci gurup ayete örnek olarak da; yine aynı idareci başka bir gün “çocuklar kesinlikle kırmızı ceket giymenizi yasaklıyorum. Asla giymeyeceksiniz.” diyor. Görülüyor ki, ilk sözden nasıl ki kırmızı ceket giymenin serbest olduğu çıkarılamaz. Zaten idarecini diğer sözü noktayı koyuyor ve kırmızı ceketi yasaklıyor.
Din gününde torpil olduğu anlaşılan şefaat var mıdır, yok mudur siz karar veriniz.

İCMA NEDİR?
          “Endonezya dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesi. Müslümanlar Konseyi toplanmış (icma) ve kıtaların yer değiştirmesi sebebiyle kıbleyi değiştirmişlerdir. Araştırma sonucu 5 ay (beş) Müslümanları namazda kıble yerine Afrikaya doğru namaz kıldırdıkları anlaşılmıştır.”(Gazeteler). Buradan, Dinde kaynak olan Edile-i Şer’iyye nin üçüncü maddesi olan icma’nın İslama kaynak olamayacağı bir kere daha ortaya çıkmıştır. Nitekim geçmişte H.3.Y.Y.da İznik Konsilinin toplanmasıyla İsa’A.S.ın Allah’ın Oğlu olduğuna hükmedilmişti.
Tekrar tekrar söylüyor ve yazıyorum. İnsanların bir araya gelerek verdikleri ortak karar demek olan “icma” dinde hüküm koyamaz.
YALNIZ VE SADECE KUR'AN NE DEMEK?:
          Burada, asırlardır Kur’an dinine yapılan bilinçli ve/veya bilinçsiz saldırılar,sokulan hurafeler,Kur’an ışığını yok etmeye yönelen çalışmalar,Kur’an ın yetersiz olduğu iddiası ile bu zihniyet konuşulmalı.
          Gayemiz, kimseyi kendi inancından döndürmek veya huzursuz etmek değil, sadece yanlışları teşhir ederek evrensel Kur’an dininin saf, temiz, huzur ve barış dolu aydınlığını anlatmak.
          Rasulullah'a karşı en şiddetli mücadele edenler Hıristiyanlar ve Yahudiler değildi. O'na en kötü davranışları gösterenler Allah'a inanan kimselerdi. Bunlar Allah'a inanmasalardı çocuklarının adlarını Abdullah, Abdürrezzak, Abdülmuttalip koymazlardı.
Zemzem suyunu müşrikler yeniden çıkardı. Hilf-ul Füdul cemiyetini "ki o cemiyete Rasulullah 20 yaşlarındayken üye idi" müşrikler kurmuştu. Hacc eder, namaz kılarlardı.
Peki, Müslümanlardan farkları neydi?
MÜŞRİK= Allaha inandığı halde, Allah tan başka kimselerde de (varlıklarda da) güç olduğuna inanan kişi. İşte fark buydu.
Lat, Uzza, Menat kimdi ? Lat=lut, diğerleri ise Lut'un kavmini helak eden meleklerdi(Varlıklardı). Müşrikler bunlara tapınmıyorlardı. Sadece bu kutlu kimseleri aracı ederek Allah tan yardım istiyorlardı. İŞTE BU ŞİRKTİ !
Yani “filancanın yüzü suyu hürmetine” diye dua ederek bu “birilerinde” güç gördüklerini (buna inandıklarını) gösteriyorlardı.
( İyi bil ki,halis din Allahındır. O'ndan başka rab edinenler "biz bunlara ancak bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye ta'zim ediyoruz"derler. Allah onların arasındaki ihtilafı konusunda hükmünü verecektir. ....ZÜMER 39/3)
          Ayetlere inanmayıp hadislere inananlar için, şu hadisi veriyorum. (Şirk; güneşe ,aya, heykele tapmak değildir. Bu şirk; Allah dışındaki şeylerin hoşnutluğunu gözeterek iş yapmaktır. İBN-İ MACE Zühd 21)” Bu da Hadis takipçilerine hadis ile uyarı.”

                                    1400 YILDIR SORULAN SORULAR

ETİNİ YEMEK İÇİN HAYVAN KESERKEN BESMELE ÇEKMEK ŞART MIDIR?

          En'am suresi 6/118 ; "O halde eğer o'nun ayetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah'ın adı anılmış olanlardan yiyin.",

6/119 ; "o, size, çaresiz kaldığınız haller dışında, yasakladığı şeylerin tümünü ayrıntılı olarak bildirmişken, üzerine Allah'ın adı anılmış olanlardan niye yemeyeceksiniz? Evet, birçokları bildiklerinden değil, yalnızca çarpık arzularıyla insanları sapıklığa düşürüyorlar. Şüphesiz o ölçüyü aşanları en iyi bilen rabbindir.",

6/121 ; "üzerlerine Allah'ın adı anılmamış olanlardan yemeyin; çünkü o, kesinlikle Allah'ın emrinden çıkmaktır. Bununla birlikte şeytanlar kendi dostlarına sizinle tartışmaları için mutlaka telkinde bulunacaklardır. Eğer onlara uyarsanız, şüphesiz siz de Allah'a ortak koşanlardan olursunuz."

Peki; Maide suresi 5/5 de; "bugün temiz nimetler size helal edildi. Kendilerine kitap verilenlerin yemekleri size, sizin yemekleriniz de onlara helâldir. Hür mü'min kadınlarla, sizden önce kendilerine kitap verilenlerin hür kadınları, namusunuzu muhafaza etmek, zina etmemek, gizli dost tutmamak, kendilerine mehirlerini verip nikâhlamak şartıyla size helâldir. Her kim şeriatın hükümlerini tanımazsa, bütün yaptıkları boşa gitmiştir ve o ahirette zarara uğrayacaklardandır."

Ayetine ne diyeceksiniz? Kitap ehli, hayvan keserken besmele çekmez ki…


AĞZIMIZIN İÇİ, VÜCUDUMUZUN DIŞI MI DIR, YOKSA İÇİ Mİ?

Bilindiği gibi abdest alırken ağzımızı yıkamak sünnettir.

Buna göre, ağız içi vücudun içi sayılmış oluyor.

Guslederken ise ağzın yıkanması farzdır.

Buna göre ise ağız içi vücudun dışı sayılmış. Peki ya islam'a göre..?


TEVRAT VE İNCİL MUHARREFTİR (TAHRİF EDİLMİŞTİR /BOZULMUŞTUR).

İnsanlar incil ve tevrattaki değişikliği yaparken;

Soru1: Bilgiyi/ayeti değiştirmişler midir?

Soru2: Var olan bilgiyi/ayeti yok mu etmişlerdir?

Soru3: Kitapta olmayanları mı eklemişlerdir?

Yani bozulma şekli nedir..?

İddialara göre, "Kur'an hafızlar tarafından korunur. Hatta zaman zaman hafızlar bir araya gelirler ve karşılıklı ezber okurlar. Mukabele denilen adet buradan gelmedir" derler. Allah Kur'an'da "Hiç şüphe yok ki, Kur'an'ı biz indirdik ve muhakkak ki onu biz koruyacağız."Hicr 15/9 buyuruyor.

Kur'an bozulamayacağına göre;

1.Kur’an’ı hafızlar mı koruyor?

2.Yoksa bizzat allah mı?

 

ÇOCUKLARIN ÇÜKLERİ NEDEN KESİLİYOR?

          Allah, tin suresinin 4. Ayetinde "biz insanı en güzel biçimde yarattık." buyurur.

Peki; en güzel şekilde yaratılmış olan erkek insanı neden beğenmeyip çükünü kesip düzeltiyoruz?

Bütün erkeklerin çükleri arızalı mı? Tamir etme gereği mi duyuluyor? Yani estetik ameliyat mı?

Peygamberimize peygamberlik verildikten sonra Müslüman olanlar toplu halde sünnet mi oldular?

Hangi kaynakta bu bilgi var?

Müslüman olmanın yolu neden çükün kesilmesinden geçiyor..?


HZ.İSA KIYAMETE YAKIN ZAMANDA DİRİLİP YERYÜZÜNE TEKRAR GELECEK Mİ?

          Cevap vermeden evvel şu bilgilerinizi yenileyiniz.

***İsa, Allah'ın peygamberlerinden biridir. Peygamberliği de daha doğumunun ilk gününde ilan edildi. (meryem 19 - 30)

***Muhammed, Allah'ın elçisi ve son peygamberi (nebisi)idi. Hz.Muhammed'den sonra peygamber gelmeyecek. (ahzab 33-40)

1. Son peygamber olan Hz.Muhammed'den sonra, İsa gelirse son peygamber İsa olmuş olmaz mı?

2. "İkinci gelişinde İsa peygamber olmayacak" iddiası ise İsa’nın Allah’ın peygamberi olduğunu bildiren Kur'an'a zıt değil mi?

Diyelim ki Hz.İsa geldi ve Kur'an'a tâbi olacak... İyi ama ayette kendisinin peygamber olduğunu bildiren ayete de mecburen inanacak. Bu durumda Hz.Muhammed'in son peygamber olduğunu inkâr mı edecek?

3. İsa geldiğinde bazı haramları helâl edeceğine dair hadisler ne olacak?

Buhari 34 - 102, 46 - 31( zaten bu hadis te maide 5 - 3 ile çelişiyor. Bu ayette islam dininin tamamlandığı bildiriliyor.)

4. İsa yı nasıl tanıyacağız? Normal olarak doğacak, büyüyecek mi, yoksa Sünnetullah’a aykırı olarak gökten mi inecek. Eğer normal doğup büyüyecek ise annesi yine Meryem mi olacak..?

Mucizeleri olacak mı tanınmak için? Hani allah artık mucize vermiyordu? (isra 17 - 59)


AYAKTA İŞEMENİN HÜKMÜ NEDİR?

Cevap1: "peygamber hiç ayakta bevletmedi." Hanbel 4/196 6/136-192-213

Cevap2: "peygamberin ayakta bevlettiğini gördüm." Buhari 4/60-62, Hanbel 4/246,5/382-394

Eee?


PEYGAMBERİMİZ OKUMA YAZMA BİLMİYOR MUYDU?

1..Peygamberimize Allah'ın ilk emri "Oku" değil miydi. Bu emri aldığı halde okumayı öğrenmek istememiş olabilir mi?

2..Savaşta esir alınan müşriklere serbest bırakmak için "her esir on (10) sahabeye okuma yazma öğretirse serbest kalacak"tı. Peki buna rağmen kendisi okuma-yazma öğrenmemekte inat mı etti?

3..Herkes bilir ki o yıllarda Araplarda rakam yoktu. Şimdi dikkat ediniz. Rakam olarak harfleri kullanıyorlardı. (şu anda kullanılan rakamlar ise çok sonraları İranlılardan alınmıştır. (Hatta ebced hesaplarında hâlâ harfler rakam yerine kullanılır) Yıllarca ticaret yapıp hesap yapan peygamberimiz otomatikman harfleri tanımış olmuyor mu?

Atalarımız Peygamberimizin "ümmi" olduğunu dolayısıyle "okuma bilmediğini" söylerlerken ciddi bir yanlışlık mı yapmışlardı? Ya da, okumayı öğrenmemek için inat ettiğini yahut öğrenemeyecek kadar akılsız olduğunu mu imâ ediyorlardı? Üstelik "ümmi" kelimesi "okuma yazma bilmeyen" anlamına da gelmiyorken?


ATALARIMIZ (ESKİ ÂLİMLER) "SIRAT KÖPRÜSÜ" HAKKINDA BİLGİYİ NERDEN ALMIŞLAR?

          Kur'an'ın hiç bir suresinde, hiç bir ayetinde "sırat" kelimesine "köprü" anlamı verilmemiştir. "sırat" ın köprü olduğu, cehennemin üzerinde kurulu olduğu inancı zorlama ve/veya uydurmadır. Başka inanç sistemlerinden etkilenildiği için inanç sistemimize giren bu köprü aslında sadece insanların aklındadır.


KUR'AN'DA "NAMAZ" KELİMESİ GEÇİYOR MU?


          Hayır... Kur'an'da "namaz" kelimesi geçmez. Çünkü bu kelime farsçadır ve çok sonraları dini literatürümüze sokulmuştur. Kur'an'da "salat" diye geçer. Peki, Allah Kur'an'ı Arapça indirirken "namaz" kelimesini kullanmayı bilmiyordu da mı çok sevgili atalarımız "salat" yerine "namaz" kelimesini kitaplara soktular?

Amaçları neydi?

          Yoksa, "salat'ı" sadece rükulu ve secdeli bir eylemden ibaret mi yapmak istiyorlardı? Yoksa "salat'ın" diğer anlamları yöneticiler için tehlikeli miydi? Yoksa devlet yöneticileri bu yüzden mi âlimleri satın alıyor, satın alamadıklarını da öldürüyorlardı?

          Yoksa büyük alim Numan Bin Sabit (İmam-ı Azam) bu sebepten dolayı mı öldürüldü? Evet...


KUR'AN'DA "PEYGAMBER" KELİMESİ GEÇİYOR MU?

          Hayır… Kur’an’da “peygamber“ kelimesi de geçmez. Allah, kur'an'da elçi veya elçilerden bahsederken "rasul" ve/veya "nebi" kelimelerini kullanır.

          Neden Allah'ın kullandığı kelimeleri kullanmayıp ta, sanki unutturmaya çalışır gibi yabancı kelimeler kullanılır?

          Rasul ve nebi kelimelerini yerli yerine oturtursak ve tercümeleri (meal) buna göre yaparsak bir değişimin fitili mi ateşlenecektir? Yöneticiler (dinden rant sağlayan din ekabiri) bundan mı korktular

Yöneticiler kim?

Derin devletler, başkanlar, başbakanlar, holdingler, diyanet yetkilileri ve hacı-hoca ve şeyhler...


NAMAZ 50 VAKİTTEN 5 VAKTE Mİ İNDİRİLDİ?
Miraç'da Allah ile Peygamberimizin çetin bir pazarlığı sonrasında Miraç vaktine kadar 50 vakit olan namazıAllah pes edip vakitleri 5'e mi indirdi?
Hz.Musa, Müslümanların 50 vakit namaz kılmakta zorlanacağını biliyordu da Allah bilmiyor muydu?
Hz.Muhammed kendisi düşünemiyordu da Hz.Musa'dan mı telkin alıyordu?
Allah'ın insanoğlu'na olan sevgisi Peygamberimizin sevgisinden az mıydı?

*********************************

Osmanlı devleti (fatih dönemi) devlet olarak mevlevîler ile bektaşiler arasında bir tercih yapmak zorunda kalmıştır. Bu tercihte Mevlevîler tercih edilmiştir. Hatta bu sebepten, devleti kuran unsur olan horasan erenlerinin müridleri küstürülmüş ve türk tarihinde ilk defa doğuya göç eden türkmen beyleri ve aşiretleri, devlete küserek alevî olmuşlardır. Daha ileri giderek söylüyorum ki, şimdiki kürtlerin büyük bir kısmı orada Kürtçe öğrendiklerinden dolayı şimdi kendilerini Kürt zannetmektedirler. (aynı konuyu görmek için apo'nun kitaplarına bakabilirler.)


Cumhuriyet döneminde ise bütün tekke ve zaviyeler, dergâhlar kapatıldığı halde bir tek mevlevîlerin dergahları kapanmamıştır. Halen de sözümona "kültür elçisi" gibi kullanılan bir tarikattır.


Mevlevîlerin durumu/ özelliği/ gücü nedir ki Türk illerinde yüzyıllardır kendilerine dokunulamıyor? Üstelik de Türkleri sevmediği halde... (bakınız ariflerin menkıbeleri. Yazan ahmet eflakî-mevlana'nın talebesi)

**********************************

Şeytanın hipnozundan (kandırılma) kurtulun..!

Silkinip kendinize gelin..!

Gözlerinizi açmaya çalışanlara, sizi uyandırmaya çalışanlara kızmak ve saldırmak size kaybettirir..!